“Biz en yakın göğü bir ziynetle, yıldızlarla süsledik.” (Sâffat, 6)Berrak bir gecede göğe baktığımızda sanki siyah bir kadife kumaşın üzerine dizilmiş ve parıldayan elmas tanecikleri gibidir yıldızlar. Her birinin değeri üstündür; her biri aynı elmasın parçalarıdır.
Kulluk ve imtihan için geldiğimiz şu dünyada, her organımızın kendine göre bir imtihanı vardır. Dil doğruyu söylemek ve Allah’ı zikretmekle, el doğru işleri işlemekle, ayak doğru yerlere gitmekle sorumludur. Gözün imtihanı da harama bakmamaktır.
Allah Resulu (sav) Ensar’dan bir kişinin yanından geçerken, onun kardeşini utanmaktan vazgeçirmeye çalıştığını gördü. “Onu kendi haline bırak; çünkü haya imandandır!” buyurdu.
İffet, ahlâkî temizlik, namus, ırz, kötülüklerden ve kötülük işlemekten sakınmak, kötülüklere tenezzül et-memek, istikamet, ahlâk kurallarına bağlılık, haya duy-gusu, cinsel ve midesel ihtiraslar gibi helâl olmayan ya da yakışık almayan şeylerden kaçınma, bu ihtirasların alçaltıcı tutsaklığından kurtulma demektir.
Ve gündüzün iki tarafında ve gecenin yakın saatlerinde namaz kıl; çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, ibret alanlara bir öğüttür. [Enfal, 8/24] Genelde namazın, özelde yatsı namazının emredildiği bu ayet-i kerimeyle müminler, gündelik hayatın gece bölümünde de ibadetle mükellef kılınmış olmaktadırlar.
Müminlerin yaşamlarının her anına hakim olan en önemli ahlak özelliklerinden biri, fedakarlıktır. Kuran'da bildirilen bu ahlak anlayışı, Yüce Allah'ın rızasını kazanabilmek için çalışan Müslümanlar arasında gerçek anlamıyla yaşanır. Müslümanların bu güçlü fedakarlık anlayışları içinde hayırlarda yarışmaları ve bu özellikleriyle birbirlerine örnek olmaları ise Allah'ın izniyle hem dünyada hem de ahirette çok büyük hayırlara vesile olur.
Kişinin kendinde olanı değiştirmesinin ve Yüce Allah’ın razı olacağı güzel ahlakı benimsemesinin ona kazandırdığı, mutluluk ve kurtuluş yurdu olan cennet çok büyük bir nimettir. Yüce Allah bu gerçeği şöyle haber verir:
Hediye olarak bize verilen şey bizim için önemlidir. Belki bir giyim eşyası, küçük bir kart, bir kalem, bir oyuncak bebek, bir kitap... Maddi değeri ne olursa olsun, hediye bizi sevindirir ve sevdiğimiz kişiyle aramızdaki muhabbeti ziyadeleştirir.
Bizler insan olarak mahlukatın en seçilmiş varlıklarıyız. Ayrıca Hz. Muhammed (sav) Efendimizin ümmeti olarak/Müslüman olmakla da insanlar arasında seçilmiş bir ayrıcalığa sahibiz.
"İnsanlardan bir topluluk için, kıyamet günü Arş'ın etrafında kürsüler vardır Onların ise, yüzleri dolunay gibidir. İnsanlar korku içindedirler Fakat onlar korkmazlar Onlar; Allahü tealanın kendilerine korku olmayan veli kullarıdır Onlar mahzun olmazlar." Peygamber Efendimize "sallallahü aleyhi ve sellem" "Onlar kimlerdir ya Resulallah?" diye soruldu Cevabında "Allahü teala için birbirini sevenler" buyurdu.
“Andolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.” (Ahzab Sûresi, [33:21])
"Geçmişlerinde on yıl üst üste huzurlu yaşadıkları bir dönem olmadığı halde nasıl kalıcı bir huzur ve rahatlık bekleyebilirler? Fitneciler, peygamberlere iftira etme cüreti gösterenler onlar değil midir? Peygamber katilleri değil midirler? Şimdi onları Müslümanların ortasına mayın gibi yerleştiren İngiltere ve Avrupa, yakın asırlarda onları hayvan gibi boğazlamadı mı, gemilere doldurup denize atmadılar mı? Yahudileri hiçbir zaman sevmedi Avrupalılar! Büyük bir şer planının gereği olarak onları bir süre için destekleyip, devlet sahibi yaptılarsa bu sevgilerinin eseri değildir; menfaatlerinin gereğidir."
Size ne oldu da 'Allah yolunda seferber olun' dendiğinde yere çakıldınız. Yoksa dünya hayatını ahirete tercih mi ettiniz? Oysa dünya hayatının geçimi ahirete göre pek az bir şeydir.
"Mü'min erkeklere gözlerini harama bakmaktan sakındırmalarını ve mahrem yerlerini korumalarını söyle. Bu onlar için en güvenceli arınma yoludur. Hiç şüphesiz onlar ne yaparsa Allah ondan haberdardır. Mü'min kadınlara da de ki: Gözlerini harama bakmaktan sakındırsınlar, mahrem yerlerini korusunlar. Kendiliğinden görünenleri dışındaki süslerini teşhir etmesinler" [Nûr, 30-31]
Çökmek üzere olan "Avrupa Birliği"ne girebilmek için siyasi irade mukaddeslerimiz üzerinden oynamaya devam ediyor. Şimdi de, nüfus cüzdanlarımızdaki din hanesindeki İslam kelimesinin kaldırılması çalışmaları başlatıldı. Gerekçesi "Avrupalılar böyle istiyorlarmış". Pes doğrusu, onlar ıhı deyince bizim öksürmemiz mi gerekecek acaba. Böyle bir davranış milletimizi topyekün şahsiyet bozukluğuna sevketmek olur. Bu, siyasi iradenin çizmeyi aştığının alametidir.